Web Tasarım Ankara

 

Bilindiği gibi İnsanın maddi yönü topraktan manevi yönü de "Allah'ın kendi ruhundan üflediği" kutsal özden yaratılmıştır. İnsanın manevi yönünün (parçasının) kopup geldiği kaynağa (vatana) duyduğu özlem ve kavuşma arzu ve iştiyakı her insanda vardır. Bundan dolayı her insanın manevi alanda Yaratıcısına duyduğu özlem ve hasret onda bir takım arayışlara ve gayretlere sebep olur. Buna genel anlamda mistizm denir.

Tasavvuf ise mistizmin gerek iman gerekse amel açısından İslam'ın kalıbına dökülmüş halidir. Bu yönüyle tasavvuf İslam'ın batını (içsel) yani manevi boyutudur. Hazreti Muhammed (sav)'in ve sahabenin dini hayatı, adı konmamış tasavvufi hayattır. Bu hayat daha sonra belli kurallar çerçevesinde daha da belirginleşerek tasavvuf adını almıştır. Resullulah (sav)'ın telkin ve tavsiyesiyle Hz. Ebubekir gibi gizli zikir yolunu benimseyenler EBUBEKRİ, yine Resullulah (sav)'ın telkin ve tavsiyesiyle Hz. Ali gibi açık yani sesli zikir yolunu benimseyenler ALEVİ adını almışlardır. Zamanla Ebubekirilik Nakşibendilik, Alevilik ise Kadirilik adını aldı.

Diğer bir değerlendirmeye göre ise Tasavvuf ismi yün ve yünlü elbise giyen anlamına gelir. O dönemlerde insanlar zengin ise "ipek", fakirse "yün" giyerlerdi. Yün giyenler, aynı zamanda dünya nimetlerine gark olmuş zenginlerin hayat tarzına karşı fakirliği ve sadeliği tercih eden ve daha ziyade ahiret hayatına ağırlık veren ve ALLAH'ı arzulayan bir hayat tarzını tercih ediyorlardı. Bunlara mutasavvuf dendi.

Tasavvufi hayat genellikle Müslüman Türkler arasında çok yayılmıştır. Bunda Türklerin İslam öncesindeki inanç değerlerinin ve sosyal kültürel yapılarının önemli etkisi vardır. Özellikle Kamlık gibi kişi ve kurumlar, madde ötesi hayat konusunda oldukça zengin idi. Manevi alana açılmaya uygun bir şahsi ve toplumsal yapıya sahip olan Türkler o dönemde bile domuz eti yemezlerdi ve tek Tanrı inancına sahiptiler. Tanrının koyduğu kanunlar anlamına gelen TÖRE (Sünnetullah) ye uygun yaşamaya çok dikkat ederlerdi. Töreyi içtenlikle yaşayanların gönülleri temizlenir ve güçlenirdi. Bunun karşılığında da Tanrı onlara "KUT" verirdi. KUT islami literatürde "VELİLİK" anlamına gelir.

Görüldüğü gibi Türklerde çok canlı olan manevi hayat müslüman olunca gerçek boyutlarına ve standartına kavuşmuş, terimler de hızla islamileşmiştir. Özellikle itikatta Türk alimi MATIRUDİ nin getirdiği yorumlar Türklerin tasavvufa yönelmelerine hem hız katmış hem de sağlam bir imani zemin kazandırmıştır. Özellikle Piri Türkistani olarak da anılan Ahmed Yesevi, amelde Türk alimi EBU HANEFE'nin, itikatte MATURUDİ'nin Kur'an ve Sünnet merkezli ilkelerinden aldığı güçle manevi alanlanın merkezine sağlam bir OTAĞ kurdu, bu otağın içine de kirliyi temizleyen, çiği pişiren, hamı olgunlaştıran ve enerjisini ilahi sevgi NURundan alan kutsal bir OCAK açtı.

İşte doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün Türk Dünyasını hakikat kaynaklı bilgiyle AKILLARI aydınlatan, ilahi kaynaklı nurla GÖNÜLLERİ temizleyen, devlet ve medeniyet kuran kadroların mayasını karan Şahı Nakşibendi gibi, Hünkar Hacı Bektaş Veli gibi, Yunus gibi, Mevlana gibi, Hacı Byramı Veli gibi binlerce ALLAH DOSTU bu ocaklarda yetiştiler ve Türk Milletinin, İslam Ümmetinin, İnsanlığın ve cümle yaratılmışların hizmetine koştular. Onlar ve onların günümüzdeki takipçileri bugün de hizmetlerine devam ediyorlar. Hepsine selam olsun.

Diğer taraftan tasavvuf aşırı zahirci VAHHABİ lerde ve maneviyatı zahirleştirip donduran ŞİA da yaşama alanı bulamamıştır.

Bizim kurduğumuz imparatorlukların ve üstün medeniyetlerin ana kaynağı tasavvuftur. Diğer taraftan Tasavvuf bizim devletlerimizin ana stratejisini tayin eden temel kaynaklardan biridir. Her padişahın yanında bir tasavvuf büyüğü olmuştur. Fatih'in İstanbul'u feth edeceğini müjdeleyen Hacı Bayramı Veli Hazretleri ve O'nun Fatih'i yetiştirmekle görevlendirdiği Akşemsettin Hazretleri gibi...

Tarih boyunca İslamiyet en hızlı Tasavvuf kanalından yayılmıştır.

Bugün de maddeciliğin kahredici zifiri karanlığında inim inim inleyen özellikle Batı insanının İslam'a yöneldiği tek giriş kapısı Tasavvuftur.

Bugün de Türk milleti ciddi seviyede Tasavvuf atmosferinde yaşamaktadır.

Bugün de dünyanın her tarafından insanlar mesela Hz.Mevlana'ya koşmakta, sadece ABD'de 150 Mevlana Merkezi harıl harıl çalışmakta..Tasavvuf büyüklerinin Türbeleri dolup taşmakta..Hakiki tasavvuf ocakları milyonları kendine çekmeye devam etmekte..

Eğer insanlık sevgiye dayalı yeni bir medeniyet kuracaksa bu medeniyetin sevgi enerjisi ancak tasavvuf santrallerinde üretilebilir.

Çok şükür ki, bu santraller en fazla Türkiye'de ve Türk Dünyasında mevcuttur ve yüksek seviyede sevgi enerjisi üretmeye devam etmektedirler...

Kay: www.kutluyol.org/TurkIslamTasavvufu.php
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...