Web Tasarım Ankara

 KKTC kurtlar sofrasında!

 

Doğu Akdeniz’deki enerji rezervlerine sahip olmak adına ABD Başkan Yardımcısı Biden’la yürütülen’ortak operasyon’a karşı Almanya da devreye girdi

Petrol-doğal gaz savaşı
Kıbrıs sorununun çözümü bahanesiyle dayatılan yeni plan uyarınca ABD-İngiltere-İsrail-Rum Kesimi ortaklığının Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına sahip olma planı, AB’nin doğal lideri pozisyonundaki Almanya’yı rahatsız etti. ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın bugün başlayacak ada ziyareti öncesi harekete geçen Almanya, ilk hamleyi ‘AİHM kararı’yla yaptı.  

Hukuku yönlendiren siyaset
Gelişmeleri yorumlayan 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi  Başkanı Gözde Kılıç Yaşın, çarpıcı değerlendirmeler yaptı: Türkiye’yi Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle tazminata mahkum eden AİHM siyaseten yönlendirilebilir. Dolayısıyla hem sonucu hem de zamanlaması açısından bakılınca verilen kararda Alman etkisi açık!

 

DOĞU AKDENİZ’DE DOĞAL GAZ SAVAŞI
Rum doğal gazının Türkiye’den pazarlanması için Kıbrıs’ta ABD’nin baskısıyla başlatılan 
müzakereler Berlin’i rahatsız etti

Doğu Akdeniz’de İsrail ve Kıbrıs Rum kesimi tarafından bulunan doğal gazdan pay kapma kavgası ABD ve Almanya’yı karşı karşıya getirdi. Doğu Akdeniz’de özellikle de AB üyesi Güney Kıbrıs’ta doğal gaz bulunması, başta Almanya olmak üzere kullanıcı konumundaki Avrupa ülkelerinin iştahını kabarttı ve harekete geçirdi. 2011’de Almanya Başbakanı Angela Merkel, girişimlerde bulunmak üzere Güney Kıbrıs’a gitti. Burada yaptığı açıklamalarda Kıbrıs’ta çözüm konusunda Rumların tezlerine tam destek verip, Türkiye’yi ağır ifadelerle suçladı.

Alman-Rum ortaklığı
Merkel, 2013’te Güney Kıbrıs’a günü birlik bir ziyaret yaparak Demokratik Seferberlik Partisi’nin düzenlediği ve AB üyesi ülkelerdeki muhafazakar parti liderlerinin davet edildiği konferansa katıldı. Rum lideri Nikos Anastasiadis de 6 Mayıs’ta Berlin’de Merkel ile görüştü. Ortak basın toplantısında, “Almanya, oluşturmak istediğimiz stratejik ittifakın içinde yer alıyor” diyen Anastasiadis, Kıbrıs’taki yeraltı kaynaklarının kullanılması konusunda da Almanya ile ortak imkanları değerlendirmek istediklerini belirterek, “Kıbrıs’ın bir enerji merkezine dönüşmesini istiyoruz. Böyle bir merkez bağımlılığın azaltılmasına yardımcı olabilir. Böylece enerji tedarikinde üçüncü bir yol oluşturabiliriz. Bu Almanya’nın da büyük ilgisini çekebilir” demişti.
İngiltere’nin de desteği ile başta İsrail ve Rumlar üzerinde ağırlığını kullanan ABD de baskıları arttırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Müsteşarı Victoria Nuland,  Şubat ayı başında. önce Atina ardından Lefkoşa’ya giderek müzakerelerin bir an önce başlamasını istediklerini net bir dille iletti.  Rum lider Anastasiadis ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile görüşen Nuland, ABD Başkanı Barack Obama’nın müzakereleri desteklediğini ve başlamasını istediğini söyledi. Nuland, yazılı açıklamasında ise her iki liderden de bu yönde olumlu yaklaşım aldığını duyurdu.

Biden gidiyor
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Kıbrıs müzakerelerine katkıda bulunmak amacıyla bugün Rum kesimine gidiyor. Biden’in ziyareti ABD’den 52 yıl aradan sonra en üst düzeyde ziyaret olacak. 

Kerry, Maraş ve gaz 
Biden’in ardından ise ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’de Atina ve Kıbrıs’ı ziyaret edecek. Kerry, 15 Mayıs’ta Washington’da Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ile görüşmesinin ardından adada antlaşmaya varmak için şartların uygun olduğunu vurguladı. Kerry, adada iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon kurulması çalışmalarını desteklediklerini kaydetti. “Sürece yardımcı olmaya çalışıyoruz” diyen Kerry, Maraş’ın, müzakere öncesi Rum tarafına verilmesi, AİHM’in Türkiye hakkındaki tazminat kararı ve Kıbrıs’ın Avrupa’ya yeni bir enerji koridoru olması konularının konuşulduğu açıklandı.

AİHM kararı manidar
 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü  Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi  Başkanı Gözde Kılıç Yaşın, AİHM kararının manidar olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Müzakereler devam ediyor. Bu müzakerelerde tarafların eşit pozisyonda duruşu son derece önemli. Ama bu karar bu eşitliği ciddi anlamda bozuyor. Davutoğlu, ’Biz bunu ödemeyeceğiz’diyor ama kararda mahkeme üç ay içinde ödenmesi gerektiğini söylüyor. Karara göre 60 milyon euro Karpaz’da mahsur Rumlara, 30 milyon euro da yerlerini değiştirmek zorunda kalan ve Güney Kıbrıs’ta yaşayan gruba verilecek. 3 ay sonra bu miktara Avrupa Merkez Bankası’nın faizi işleyecek.”

 

Atina’nın yargı kararları delil
Türkiye’nin Kıbrıs ile ve kayıp Türklerle ilgili tezlerini layıkıyla anlatıp savunamadığını vurgulayan Gözde Kılıç Yaşın, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun açıklamalarının inandırıcı olmadığını belirterek, “Davutoğlu’nun açıklamasında şu da var; Mahkeme kaybolan Türkler hakkında da karar vermesi gerekiyordu. Ama böyle bir şey söyleyebilmek için bununla ilgili belgelerin çoktan AİHM’e sunulmuş olması gerekiyordu. Veya bugüne kadar hayatını kaybetmiş Türklerle ilgili davaların çoktan açılmış olması gerekiyordu. Bu davalar açılırken de daha önce Yunanistan Yüksek Mahkemesi kararları da delil dosyasına konulmalıydı. Atina’nın kendisi söylüyor. ’Biz buradan asker gönderdik. Oradaki yönetime el koydular.O asi askerler.’Ve ’Türkiye haklı olarak  garantörlük hakkını kullanarak Ada’ya müdahalede bulundu’diyor. Burada Yunan mahkemeleri, Atina hükümetini suçluyor. Biz kendi tezimizi uluslararası hukuk anlamında bugüne kadar adam gibi savunamamışız. Uluslararası hukuk anlamında ciddi eksiğimiz var. Şimdi çıkıp bazı şeylerin eksik yapıldığını bile bile ’Biz bunu ödemiyoruz’demek çok doğru değil” dedi. 

Tazminat ödenmemeliydi
Yaşın, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Öte yandan Loizidou ve Arestis davalarını kaybettik. Arestis davası Maraş’la ilgiliydi. Onu ödeme kararı vermekle biz orada Türk askerinin işgalci olduğunu kabul etmiş olduk. Maraş topraklarının yüzde 90’ının Türk Mülhak Vakıf malı olduğu belgeli. O zaman ödenmemesi gerekiyordu. Biz Barış Harekatı’nın haklılığından vaz mı geçtik?” 


Sondaj platformu gerilim nedeni
Doğu Akdeniz’de tek yanlı ilan ettiği “Münhasır ekonomik bölge” de doğal gaz arama girişiminden vazgeçmeyen ABD, İsrail ve Yunan destekli Rum kesimi, sondaj çalışması başlatmıştı. İsrail gemileri ve casus uçaklarının eşlik ettiği çalışmaya sert tepki gösteren Türkiye, 1 hafta içinde misilleme yapacağını duyurmuştu. Ardından Ankara, Girne açıklarında hidrokarbon arama çalışmaları için düğmeye basmış, aynı zamanda “Barbaros Hayrettin Paşa” araştırma gemisini Doğu Akdeniz’de araştırma yapmak üzere bölgeye göndermişti. Bunun üzerine bölgede Türk tarafı ile Rum tarafı arasında gerilim yükselmişti. Washington, Ankara’ya “Gerilimi yükseltme” mesajı vermişti. Türkiye’nin misilleme girişimleri bir Rum gazetesinde, “Barbaros, Apostolos Andreas’ta... TPAO’nun gemisi Girne Açıklarında” başlığıyla haber olmuştu. Salim YAVAŞOĞLU Yeniçağ

Yorumlar


Kınrıs ve Enerji
Kıbrıs'ta enerji kokusu ABD nin iştahını arttırdı. Kanlı ve kirli elini uzattı. Bizimkiler de dirençsiz . Teslim olmuşlar gibi. Bu çıkmaz yol. Geri dönünTarih: 25.05.2014 Yazar: Cemal Nadir
Etiketler: KKTC,Enerji,Ab