Web Tasarım Ankara

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Grup Konuşmasında Soma Faciası hakkında şunları söyledi:

 
13 Mayıs 2014 Salı günü yalnızca Soma değil, yalnızca Somalı kardeşlerim değil 77 milyonun tamamı ağlamış ve maden faciasına manen de olsa maruz kalmıştır.

Türkiye tarihinin en büyük iş kazasını yaşamıştır.

Türk milleti 301 madencisine yanmıştır.

Soma’ya hüzün çöreklenmiştir.

Ekmeğini kömürden çıkaran, yerin yüzlerce metre altında ailelerinin nafakasını kazanmak için ter döken kardeşlerimiz ebediyete göçmüştür.

Hakikaten de acımızı tarif etmek için kelimeler kifayetsizdir

Bir kez daha aramızdan ayrılan maden işçilerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Babasını kaybeden, eşini yitiren, evladından olan, arkadaşını, dostunu, sevdiğini ve tanıdığını gözyaşı seliyle Rahmet-i Rahmana uğurlayan aziz vatandaşlarıma, büyük milletimize, Somalı kardeşlerime başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum.

Soma’nın iç çekişini, hıçkırığını, matemini paylaşıyorum.

Maden faciasından yaralı olarak kurtulanlara şifa ve geçmiş olsun dileklerimi tekrarlıyorum.

Yüce Allah bu ve benzeri acıları bir daha bizlere, insanlığa yaşatmasın diyerek dua ediyorum.

 

Değerli Arkadaşlarım,

Soma’da yaşanan menhus ve menfur maden kazası uzun yıllar hafızalardan çıkmayacaktır.

Daha az üşüyelim, daha çok ısınalım, daha fazla aydınlanalım diyerek fedakârca ve zor şartlara göğüs gererek çalışan maden işçilerimizin hakkını ödeyebilmemiz gerçekten de kolay değildir.

Soma’daki elem verici olay madenlerde emek veren kardeşlerimizin ne kadar büyük tehlike ve ihmallerle karşı karşıya olduklarını göstermesi bakımından ibretliktir.

Saklamaya, gizlemeye, örtbas etmeye kimse kalkışmasın; maden işçilerinin hayatı çilelidir.

Akşam eve döneceklerinin teminat ve güvencesi yok denecek kadar azdır.

İş garantileri, yevmiyeleri, ücretleri ve daha da önemlisi can güvenlikleri hepimizi isyan ettirecek kadar sorunlu ve yetersizdir.

Soma faciası artık her şeyi gün yüzüne çıkarmıştır.

Bundan sonra madencilik sektörü kapsamında, hem yer altı hem de yer üstünde emek yoğun şekilde çalışan kardeşlerimizin çağrı ve feryatlarına tepkisiz kalmak olmayacak bir şeydir.

Bu çağda madenlerdeki iptidai şartlara göz yummak, muhtemel ölümlü kazalara azmettirmek ve sebebiyet vermek anlamına gelecektir.

Artık, kara taş bularak dönemin Padişahı tarafından 5 kese altınla ödüllendirilmiş Gemici Hacı İsmail’in yaşadığı devirler çok geride kalmıştır.

Uzun Mehmet’in, Karadeniz Ereğlisi’nde ilk kez taş kömürü buluşunun üzerinden de 185 uzun yıl geçmiştir.

Köprünün altından çok sular akmıştır.

Geldiğimiz bu zaman zarfında, Türkiye’nin nüfus artışıyla beraber enerjiye olan bağımlılığı da katlanarak yükselmektedir.

Bu konuda kömür hala en önemli enerji kaynağı olma özelliğini muhafaza etmektedir.

Fakat ısrarla iş kazalarının yaşanıyor olması, bu alanda dünyada ilk sırada yer alınması insanlıkla, medeni olmakla, uygarlığın ana temasıyla kesinlikle bağdaşmamaktadır.

Kabul edilmelidir ki, Soma herkesin şapkasını önüne koyup düşüneceği olaylara sahne olmuştur.

Şimdi zaman, yasımızı tutmakla birlikte Soma’daki facianın iç yüzünü, asıl sebeplerini detaylarıyla araştırmak, sorumlu ve suçluların hesap vermesini savsaklamadan sağlama zamanıdır.

13 Mayıs günü gerçekleşen maden felaketine devlet elbette anında müdahale etmiş, tüm imkan ve gücüyle seferber olmuştur.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olayın başından sonuna kadar pozitif, olgun, sabırlı, anlayışlı, iyi niyetli, çatışmaya mesafeli tutumunu korumuştur.

Başta Enerji Bakanı olmak üzere, Soma’ya gelerek arama-kurtarma çalışmalarına fedakarca katılan, geceli gündüzlü can kurtarmak için çırpınan sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcilerine, uzman ekiplere, kamu görevlilerine buradan teşekkür ediyorum.

Soma’daki 301 işçimizin hayatını kaybetmesine neden olan maden sahasının Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından Soma Kömür İşletmeleri isimli yüklenici firmaya rodövans usulüyle kiralandığı bilinmektedir.

Adı geçen özel firma ürettiği kömürleri ihalesiz ve protokol karşılığı Türkiye Kömür İşletmeleri’ne satmaktadır.

Çıkarılan kömürlerin yüzde 65’i elektrik üretiminde, yüzde 35’i ise ısınma ve sanayide kullanılmaktadır.

Aslında hükümet hukuken oldukça kuşkulu ve tartışmalı bir uygulamanın tarafı olmuştur.

Sırf siyasete kömür torbasıyla yön vermek, mağdur ve muhtaç vatandaşlarımızın aklını çelmek için mevzuata alenen aykırı işlemlere imza atılmış, toprak altında faaliyet gösteren işçilerimize ek külfetler yüklenmiştir.

Bunlar elbette bilinmesi gerekli olan ayrıntılardan bir kısmıdır.

Soma’daki ölümlü iş kazasının nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği ise henüz tam manasıyla vuzuha kavuşmamıştır.

Maden ocağını işleten özel firma ve olay mahallindeki diğer yetkililer ilk başta trafo patlamasından çıkan yangının ağır kayıplara neden olduğunu ileri sürmüştür.

Ancak birkaç gün geçmeden kazın ayağının hiç de öyle olmadığı netleşmiştir.

En son, felakete sebep olarak; kömürün oksitlenip ısındığı ve sonrasında yanmasıyla ortaya çıkan karbonmonoksit gazının ocağı kapladığı iddia edilmiştir.

Konuyla ilgili yorum yapan farklı uzman ve bilim insanları ise,

√       Kömür yanmasının aniden olmayacağını,

√       Yaklaşık bir hafta on gün öncesinden madendeki sensörlerin gaz salınımını tespit edebileceğini belirtmişlerdir.

Eğer kömür aniden yanmıyorsa, belirli bir süre içinde gaz sensörleri alarm veriyorsa, aklımıza iki husus gelmektedir: Ya bu sensörler arızalıdır, ya da işyerinde konuyla ilgili görevlendirilenler tehlikeyi hafife almıştır.

Bize göre bu iki seçenekte cinayettir ve hiyerarşik olarak sorumlu olan kimlerse baştan ayağa en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

 İddia edilenin aksine denetim eksikliklerinin had safhada olduğu anlaşılmaktadır.

Adeta mezara dönen maden ocağında düşük mekanizasyonla çalışılmış, üretim maliyetini azaltabilmek için iş güvenliği ve işçi sağlığı ilkelerinden ahlaksızca tavizler verilmiştir.

Yapılan tespit ve açıklamalardan anlaşılmıştır ki;

√       Maden ocağında yaşam odalarının olmayışı,

√       Vardiya değişimlerinin aynı anda gerçekleşmesi,

√       Yanmaz kablo kullanılmayışı,

√       Gaz maskelerinin eski ve yıpranmış olması,

√       Yangından önce ikaz sisteminin çalışmayışı,

√       Asansörlerin ve gaz ölçüm cihazındaki aksaklıkların varlığı,

√       Yangın esnasında işçilerin tahliyesindeki yanlışlar zinciri çok ağır ve katlanılamaz bir fatura çıkarmıştır.

Maden ocağını işleten özel firmanın, “biz denetledik, her şey iyiydi” demesi tam anlamıyla traji komik bir beyan olarak akıllarda kalmıştır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın, ilgili madenin Mart ayındaki denetimlerinde herhangi bir sorunun belirlenmediğini söylemesi ise akla ziyan bir açıklamadır.

Madem müfettişler bir sorun bulamamıştır, madem teftişlerde her şey normal çıkmıştır, o halde 301 işçimizin ölümüne neden olan hatalar yığını nasıl izah ve telafi edilecektir?

Ölüm madeninde çalışanların aleyhine olacak tüm olumsuzluklar varken, bu madene uygundur raporu veren, herhangi bir sorun yoktur diye belge tanzim eden her kim ya da kimlerse teşhis edilip haklarında gerekli işlemler gecikmeksizin yapılmalıdır.

Geçtiğimiz pazar günü başlayan ve Soma Kömür İşletmelerinin yöneticilerini kapsamına alan adli soruşturma sürecinin şirketin sahibine ve ortaklarına kadar uzanması da mutlak anlamda zorunludur.

301 canımızın kaybında kimlerin doğrudan ya da dolaylı parmağı varsa gerekli yaptırımlar adım adım uygulanmalıdır.

Ortada 301 kişinin vebali vardır.

Başbakan ve hükümeti de, yandaş medya vasıtasıyla suçu tamamen üzerinden atmaya kalkışmamalıdır.

Çünkü Soma faciasının sorumluluğu alınmayan güvenlik tedbirlerinden dolayı Soma Kömür İşletmeleri’nde, sağlıklı ve objektif yapılmayan denetimlerden dolayı hükümette, çalışma hayatıyla ilgili üzerine düşen görevleri yapmayan sendikalardan başkasında değildir.

 

Değerli Milletvekilleri,

Soma’daki madende umutlar sönmüştür.

Kamu kuruluşlarını verimsiz diyerek uzun süreli kiralama ve özelleştirme yöntemleriyle elden çıkarmak kardan başka gözü bir şey görmeyen aymazların ekmeğine yağ sürmüştür.

Taşeronlaşma ve vahşi emek sömürüsü üçüncü dünya ülkelerine özgü bir alışkanlıktır.

Bundan böyle maden işletmeciliğindeki zafiyetler, güvenlik sistemlerindeki şaibeler, işletmelerin çalışma esasları temelden sorgulanacaktır.

Bir tek insanın canı emniyette değilse, bir tek işçimiz kendi kusuru dışında zarar görüyorsa orada, o iş yerinde apaçık bir eksiklik ve yanlışlık var demektir.

Önce güvenlik, önce sağlık, önce insanca çalışabilecek şartları inşa etmek asıl olmalıdır.

Bunu da temin edecek ve sağlayacak siyasi sorumluluk taşıyan hükümetten başkası değildir.

Soma’daki iş kazası en küçük ayrıntısına kadar incelenmelidir.

Hiçbir ihmal gözardı edilmemelidir.

Biz de söz konusu facianın sebepleri ve sonuçları ile neden olduğu ekonomik ve sosyal sorunların giderilmesi için alınması gereken tedbirlerin ve kaza sonrası kamuoyunu rahatsız eden gelişmelerin belirlenmesi maksadıyla Meclis Araştırması açılması için önerge vereceğiz.

Ayrıca Başbakan Erdoğan’ın yaşanan maden faciasıyla ilgili;  “bunlar olağan şeylerdir, bunun yapısında, fıtratında bunlar var, hiç kaza olmayacak diye bir şey madenlerde yok” demesi acımasız ve kalpsiz bir şahsiyetin zırvasıdır.

Başbakan benzer ifadeleri, 17 Mayıs 2010’da, Zonguldak’taki Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müesses Müdürlüğü’ne bağlı bir maden ocağında kaybettiğimiz 30 kardeşimizin arkasından da söylemişti.

Bu nasıl bir fıtrattır ki, sürekli olarak madencilerimizi bulmaktadır?

Bu nasıl bir olağan şeydir ki, sadece emeğiyle geçinen vatan evlatlarını vurmaktadır?

Başbakan’ın fıtratında hortumlayarak zenginleşmek; Somalı madencinin fıtratında toprak altında can vermek vardır.

Başbakan’ın fıtratında koruma ordusuyla gezmek, önüne gelene tokat atmak, suçsuz günahsız vatandaşlarımıza galiz küfürler savurmak; Somalı madencinin fıtratında kömürden rızkını çıkarırken zehirlenmek vardır.

Başbakan’ın fıtratında aşağılık müşavirlerinin yerde kıvranan insanlara tekme vurması; Somalı madencinin fıtratında ödenmeyen banka borçları ve hayat pahalılığı altında ezilmek vardır.

Başbakan’ın fıtratında milyarlarca lirayı götürmek; Somalı ve Zonguldaklı kardeşlerimizin fıtratında madene gömülmek vardır.

Bu nasıl bir fıtrattır?

Bu nasıl bir talihtir?

Bu nasıl bir düzendir?

Başbakan Erdoğan Soma’ya gitmiş ve terör estirmiştir.

Yaslı Somalılara meydan okumuş, tepkiler karşısında öfke nöbetleri geçirmiştir.

Neredeyse ulu orta vatandaşlarımızla yumruk yumruğa kavga etmeye bile niyetlenmiş, ringe çıkan boksörler gibi gardını almıştır.

Başbakan Erdoğan’da merhamet, anlayış, tolerans kalmamıştır.

Her tepkiyi hükümetine ve kendisine darbe olarak gören ucube bir fıtrata mahkûm olmuştur.

Hükümet ve yandaşları utanmasa Soma’daki maden felaketini paralel örgüte dahi havale edecek, iş kazasını sabotaj olarak yorumlamayı arttırarak sürdürecektir.

Başbakan Erdoğan manen bitmiş, aklen tükenmiş, kalben iflas etmiştir.

Başbakan Erdoğan Soma’daki kayıpları normal gösterebilmek için 1862, 1866, 1899’da İngiltere’de; 1906’da Fransa’da; 1914, 1963’de Japonya’da; 1942 ve 1960’da Çin’de; 1965 ve 1975’de Hindistan’da yaşanan maden kazalarıyla ilgili örnekler vermiştir.

Bu misallerin veriliş ve anlatılış şekli Türkiye’yi nasıl bir kafa yapısının yönettiğini göstermektedir.

Yani Başbakan’a göre 301 işçimizin ölümü sıradandır ve literatüre uygundur.

Allah’tan Başbakan 14’ncü yüzyılda Avrupa’yı inim inim inleten veba salgınından bahsetmemiştir.

Allah’tan, Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra dünyayı kasıp kavuran ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan grip salgını aklına gelmemiştir.

Başbakan eğer dur durak bilmeseydi, eğer önüne koyulsaydı, Titanik isimli yolcu gemisinin 1912’de buzdağına çarpmasıyla denize gömülen binlerce kişiden bile örnekler verebilirdi.

Nasılsa saçmalamak moda ve maliyetsizdir.

Nasılsa Başbakan’ın yalan yanlış sözlerinden, ipe sapa gelmez konuşmalarından yandaş taife bir hikmet çıkaracaktır.

Yüreğimizi ateşe veren maden yıkımını batı ülkelerinde yaşanan 19 ve 20’nci yüzyıllardaki kazalarla mukayese etmek; tekerleği bulan ilk insanla aya çıkan ilk insanı kıyaslamak veya atı evcilleştiren ilk insanla otomobili yapan ilk insanı karşılaştırmak kadar hezeyan ötesidir.

Başbakan hangi çağda, hangi yılda yaşadığını unutmuş, zamanda yolculuk yapayım derken yanlış butona basmış ve duvara toslamıştır.

Gelişmiş ülkelerde çok düşük seviyelerde olan iş kazaları artık bir övünç konusu değil, insani bir ödev ve mecburiyet olarak addedilmektedir.

Açıkça söylüyorum; Başbakan’ın fıtrat dediğine, gelişmiş ülkeler cinayet demektedir.

Tedbir olmadan tevekkülün yararı olmayacaktır.

İşte Başbakan’ın anlamadığı da budur.


Muhterem Arkadaşlarım,

Yaşanan acıyı istismar etmek için hazır kıta bekleyenler Somalıların hayatını zehir etmiştir.

Soma’nın karantinaya alınması, giriş ve çıkışların kontrollü yapılması ganimet avcısı fırsatçıların eseri, sonra da hükümetin korkaklığıdır.

Maden felaketi henüz çok yeniyken, görevli ve sokak müdavimi bazı marjinal unsurların Soma’yı mesken tutması ve fiilen olağanüstü hale sebebiyet vermeleri vicdansızlıktır.

Türkiye’yi karıştırmak için el ovuşturanların faal hale geçmesi ve kışkırtmalarına Somalı kardeşlerimizi alet etme niyetleri inşallah dikiş tutmayacaktır.

Soma’daki acıyı hep birlikte gidermek, dayanışma ve kardeşlik ruhundan ödün vermemek zorundayız.

Soma; şehidiyle ve yaşayanıyla bizlere çok şeyler öğretmiştir.

Ambulans sedyesinin kirlenmemesi için çizmesini çıkarmak isteyen madencinin,

Avucunda “oğlum hakkını helal et” yazısı çıkan babanın,

Demir boruları ısırarak hayatta kalma mücadelesi veren işçilerin,

“Kara maden iki evladımı aldı” diyerek feryat eden Senem Annenin,

Ayaklarında yırtık çorapla ruhunu teslim eden, helal lokması için zehir soluyan, arkadaşını kaybettiğinden dolayı kurtulmasına sevinemeyen emekçilerin,

Oğluyla kucak kucağa ölüme yürüyen madenci babanın hatıra ve mirası asla unutulmayacaktır.

Bir avuç kömür için bir ömür verenlerin geride bıraktıkları millet vicdanına emanettir.

Beklentim odur ki, bundan sonraki maden facialarının önlenmesi için tüm yasal ve idari tedbirler alınmalıdır.

Tehlike ve ölüm saçan madenler derhal kapatılmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili yaptırımlar ağırlaştırılmalıdır.

Görevi başında vefat eden kardeşlerimin yetim çocukları, dul eşleri, ağıt yakan anne ve babaları mağdur edilmemeli, ihtiyaçları neyse karşılanmalıdır.

Ve işçilerin hayatına mal olan iş kazalarını kökten bitirmek veya en aza indirmek için modern çalışma yöntemleri acilen tatbik edilmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi Soma’daki yaraların sarılmasına ve bu kapsamda alınacak tedbirlere ön şartsız katkı ve destek verecek, üzerine ne düşüyorsa yerine getirecektir.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken hepinizi bir kez daha sevgi ve saygılarımla selamlıyor, Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

Sağ olun, var olun.
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...

Kategori: Enerji