Web Tasarım Ankara

 İhsanoğlu En Büyük silahı Neden Kullanmıyor?

Her türlü rekabette piyasayı yönlendirmek için iki vasıta kullanılır:

 

 

 

 

a) Etiketlendirme,

b) Konumlandırma.

Her türlü malın/hizmetin tercih edilmesi için övülen malın/hizmetin kalite ve/veya fiyat açısından üstün olarak nitelendirilmesine, rakip malın/hizmetin ise daha alt seviyede değerlendirilmesine çalışılır.

Piyasa ekonomisinde rekabet kendini ve rakip firmayı hem etiketlendirme, hem de konumlandırma esasına dayanır.

Örneğin, teknolojik olarak hemen hemen aynı özellikleri taşıdıkları halde Audi kendisini üst sınıfların (güngörmüş zenginlerin), BMW ve Mercedes’in ise alt sınıfların (sonradan görmüşlerin) arabası olduğu algısını oturtmaya çalışır. 

***

10.7.2014 tarihinde yazdım (“Monşer Kıvamında Vazolar Tarihi”). Halk kitleleri önünde RTE kendisini halka yakın/onlardan birisi olarak konumlandırır ve de hizmet vermek için yarıştığını iddia ederken, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu da halktan uzak/halka tepeden bakan (monşer) ve hizmete kapalı/işe yaramayan (vitrin vazosu) olarak konumlandırıyor ve bunda da başarılı oluyor.

Monşer ve Kasımpaşalı!

Vazo ve hizmetkâr!

Buna karşılık İhsanoğlu kendisini imalarla nazik/barışçı/ciddi/bilgili olarak etiketlemeye çalışıyor ve yine ancak ima ederek RTE’yi kaba/kavgacı/cahil olarak konumlandırmaya uğraşıyor.

Kusura bakmasın. İma ederek/dolaylı ifade ederek etiketlendirme ve konumlandırma çabaları geniş halk kitleleri tarafından anlaşılmaz. Anlaşılsa bile kitleler hizmet edeceğine inandıkları ve kendilerinden saydıkları kişiyi kaba/kavgacı/cahil de olsa halka uzak/halka tepeden bakan ve dahi hizmete kapalı/işe yaramayan kişiye, o kişi nazik/barışçı/ciddi/bilgili de olsa tercih eder.

Bence şu ana dek İhsanoğlu’nun etiketlendirme ve konumlandırma gayretleri kitlelerin tercihini etkileyecek şiddette değil.

***

Hâlbuki İhsanoğlu’nun elinde RTE’yi kötü etiketlendirme ve nitelendirme için çok önemli bir silah var:

Yolsuzluklar!

Muhafazakâr kesimden de oy alması beklenen İhsanoğlu zaten bu kesimin yolsuzluklardan rahatsız olan kesiminden oy alacak!

İhsanoğlu’nun elinde muazzam güçlü bir silah var!

“Gerçek Müslüman çalmaz!”

Yolsuzluk yapmak büyük günahtır. Başkasının malına göz koymak İslam’da affedilemez bir eylemdir.

İhsanoğlu her gittiği yerde, her konuşmasında, her sohbetinde açık ve seçik yolsuzlukların üzerine gitmek, kanıtlar ileri sürmek, 17-25 Aralık tapelerine “montaj” diyen TÜBİTAK şaklabanlarını yerden yere vurmak, hatta ucuna “bakara-makara” mavalını ekleyerek muhafazakârların nasıl alay konusu yapıldığını, sırtları okşanarak nasıl a… konulduğunu anlatmak zorunda.

Demirel’e danışsın. 1991 Genel Seçimlerinde Demirel Özal Ailesini kasıt ederek sadece bir etiket kullanmıştı:

Hanedan!

Her mitingde, her sohbette sadece bir kelime ile konumlandırma yaptı:

Hanedan!

Neticeyi de aldı. Seçimi kazandı.

***

Ekmeleddin İhsanoğlu nazik ve kavgadan uzak bir görüntü vermek için söz dalaşı yaratmak istemeyebilir.

Ancak, bilinmelidir ki futbol oynamaya soyunan kişi “ben topa ayağımla vurmam” deme hakkına sahip olamaz.

Söz dalaşı çeşitli üsluplarla yapılabilir.

İhsanoğlu da “yolsuzluk” etiketlendirmesini kendi üslubu ile yapabilir.

Demirel gibi gırtlağını patlatırcasına bağırmak zorunda değil.

***

İhsanoğlu’nun elinde olumsuz etiketlendirme için büyük bir silah var.

Hatta muhafazakâr seçmene hitap edebilecek bu kadar etkin başka bir silahı yok.

İcraat vaat edemez. O halde rakibi olumsuz konumlandırmak lazım.

Bunun da tek yolu DYP ve ANAP’dan AKP’ye kaymış ama RTE’nin tarz-ı siyasetinden artık bizar olan kitlelere hitap edebilmektir.

İhsanoğlu barışçı üslubu ile “bölünmeye/kavgaya son” mesajı vermeye çalışıyor.

Ama ayrıca 2002 öncesi yapılan yolsuzluklar nedeni ile AKP’ye kucak açmış olan mütedeyyin muhafazakârlara RTE döneminin o dönemden de beter yolsuzluklar dönemi olduğunu bir daha, bir daha anlatmak zorundadır.

 

Dr. Cüneyt Ülsever/ Yurt

 

Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...

Kategori: Eğitim